20 Mayıs 2017 Cumartesi

DÜŞÜNMEK DE BİR İŞTİR

                              BİRUNİ ÜNİVERSİTESİNDE...

Girişimci ruhun teşvik edilmesi ve beslenmesi herkes için önemli. Çünkü fikirler ne kadar güzel olurlarsa – olsunlar hayata yansımaları beklenir. Girişimcilik, her zaman dile getirmeye çalıştığım bir değerdir. Bununla birlikte düşülen farklı bir tuzak da, öne çıkmanın veya medyatik olmanın sıklıkla girişimcilikle karıştırılması. Ayrıca, bütün girişimcilerin yararlandığı mentorlerin, fikir vermeyi seven, ama  göze batmayı sevmeyen insanların da bulunduğu gerçeği gözden kaçıyor... YAZININ BÜTÜNÜNE ULAŞMAK İÇİN TIKLAYINIZ. >>>>>
------------------

SAVAŞ ŞENEL KİTAPLARI

AZ ACILI VE KALICI İNGİLİZCE-YABANCI DİL ÖĞRENMEK İÇİN PÜF NOKTALARI
Kitabın Tanıtım Videosu
Kitabın Tanıtım Yazısı
Kitabın Facebook sayfası
Kitabı buradan satın alabilirsiniz: Kitapyurdu.com

(Kitabı İmzalı Edinmek İsterseniz Bize Yazınız: savassenel@gmail.com)

ÇAY SAATİ İÇİN HAFİF YAZILAR


(Kitabı İmzalı Edinmek İsterseniz Bize Yazınız: savassenel@gmail.com)




(Kitabı İmzalı Edinmek İsterseniz Bize Yazınız: savassenel@gmail.com)
-------------------


SOSYAL MEDYADA YAPMIŞ OLDUĞUM BİLMİŞLİKLERDEN SEÇMELER :)




Ateşin yakıcılığı konusundaki farkındalığınız, ateşe karşı mesafeli olmanızı sağlamıyorsa, işlevsel değildir.

Bir gün bir öğrencim "yaşınız dolayısıyla hayat hakkındaki farkındalığınız, kimi şeylerin cazibesini azaltıyor mu?" diye sordu. Ben de "azaltmıyor, lâkin filmin devamını bildiğin için uzak durabiliyorsun" dedim. (Kendi cevabımdan çok öğrencinin sorduğu sorunun güzelliğinden dolayı iletiyi yazdım.)

Kadınları anlamak yorucu, onlarla ilgili olarak anladıklarını onlara anlatmakta zorlanıyorsun.

Biraz tezgâhtarlığım var ise, onu da, öğrencilerimi, danışanlarımı kendilerindeki kapasitenin varlığını fark etmeleri veya kapasitelerinin farkında olup, tembellik yapıyor iseler, bundan vaz geçmeleri için kullanıyorum.

İnsanlarla çabuk iletişim kurarım. Lâkin şu tezgâhtarlığı da öğreneydim iyiydi. 

Prof. Dr. Aziz Sancar'ın söylemi eksiktir. Gerçek durumu acıklamıyor. "Emperyalist" Amerika'ya gitmeyip Cumhuriyet Türkiye'sinde tırmalamaya devam etseydi, Nobel ödülünü ancak ruyasında görürdü. Bunu hepimiz biliyoruz.

Sınıfta çok az öğrenci olması dışında, hiç bir zaman öğrencinin teneffüs hakkını oya sunmam. Ders arası yapmak isteyen 1 öğrenci bile olsa, derse ara veririm. Piknik yeri seçerken oylama olur; temel insanî haklarda oylama olmaz. Çoğunluk azınlığı ezemez. Hele nispî çoğunluk, geri kalanı hiç ezemez.

Nispi çoğunluğu elde etmek, seni desteklemeyenleri ötekileştirme aracı değil, onların da gönlünü alma fırsatıdır. Çünkü nispî çoğunluk suda yüzen yaprak gibidir. Bir gün burda yarın orda.

Derler ki sigara odasında sigara içmek tiryakiye keyif vermezmiş. Benim de aşk edebiyatının gereğinden fazla yoğun olduğu bir dünyada aşktan söz etmeye hevesim kalmadı. Baydı cidden....
Yazının bütününe ulaşmak için TIKLAYINIZ 

------------------

SAVAŞ ŞENEL KİTAPLARI

AZ ACILI VE KALICI İNGİLİZCE-YABANCI DİL ÖĞRENMEK İÇİN PÜF NOKTALARI
Kitabın Tanıtım Videosu
Kitabın Tanıtım Yazısı
Kitabın Facebook sayfası
Kitabı buradan satın alabilirsiniz: Kitapyurdu.com

(Kitabı İmzalı Edinmek İsterseniz Bize Yazınız: savassenel@gmail.com)

ÇAY SAATİ İÇİN HAFİF YAZILAR


(Kitabı İmzalı Edinmek İsterseniz Bize Yazınız: savassenel@gmail.com)




(Kitabı İmzalı Edinmek İsterseniz Bize Yazınız: savassenel@gmail.com)
-------------------


10 Nisan 2017 Pazartesi

BÜYÜLÜ ANAHTAR!


Zamanında yine böyle bir üniversitede çalışırken ofisimin anahtarını kaybettim. Yenisini almak üzere ilgili birime gittim. Oradaki delikanlı bana bir anahtar verdi ve "hocam elimde anahtar yok, ama size şu master anahtarı vereyim” dedi Ben "master" kelimesini duyduğum ve anahtarın alıştığımdan farklı olarak kılçık gibi ince olduğunu gördüğüm hâlde, o anda bizim Kırşehirlilerin deyişiyle “ayıkamadım”! Derken ofisimin olduğu kata çıktım. Baktım anahtarın şekli hakikaten değişik, alengirli! Anahtarı bizim birime ait yan yana olan iki ofiste denedim. Anahtar ikisinin de kapısını çıt çıt açtı. Anladım ki bana o kattaki ve hatta bloktaki bütün ofisleri açabilecek gayet maharetli bir anahtarı vermişler! 

Hemen sorumlu olan delikanlının ofisine geri gittim ve gülümseyerek ona "delikanlı sen ne yaptın? Bana kastın nedir?" dedim. O da şaşkınlık içinde "ne yaptım ki hocam?" dedi. Ben de "bana bütün bloktaki ofisleri açabilecek bir anahtarı vermişsin. Ben bunu sahiplensem, büyük bir sorumluluk almış olurum" diye cevap verdim. İyi niyetli delikanlı ise, "size güveniyoruz hocam" dedi. Ben de dedim ki "delikanlı güvenin için çok teşekkür ederim, ama hem beni tanımıyorsun, hem de bana bu kadar güvenmek senin yetki alanında değil. Herhangi bir tatsız olay olsa, baş şüphelilerden olurum. Kendimi savunsam, haklı olarak "hocam zamanında bu anahtarı niye alıp-bağrınıza bastınız? Siz temizlik görevlisi veya bakım-görüm ünitesinden değilsiniz, bir öğretim görevlisiniz" derler ve ikimiz de işimizden oluruz. Lütfen şu ihsan-ı şahaneyi geri al ve şu fakire sadece onun ofisini açan mutevazı bir anahtar ver" dedim. Neyse ki sadece benim ofisi açan bir anahtar yaptırdık!
------------------
Savaş ŞENEL Twitter
Savaş ŞENEL Facebook
-------------------------

SAVAŞ ŞENEL KİTAPLARI

AZ ACILI VE KALICI İNGİLİZCE-YABANCI DİL ÖĞRENMEK İÇİN PÜF NOKTALARI

Kitabın Tanıtım Videosu
Kitabın Tanıtım Yazısı
Kitabın Facebook sayfası
Kitabı buradan satın alabilirsiniz: Kitapyurdu.com



(Kitabı İmzalı Edinmek İsterseniz Bize Yazınız: savassenel@gmail.com)

ÇAY SAATİ İÇİN HAFİF YAZILAR


(Kitabı İmzalı Edinmek İsterseniz Bize Yazınız: savassenel@gmail.com)





(Kitabı İmzalı Edinmek İsterseniz Bize Yazınız: savassenel@gmail.com)

-------------------

İKİ YÜZ LİRANIN HİKÂYESİ


Vaktiyle Kadıköy’de sahaflara, ikinci el kitap satan ve benim için hazine dairesi gibi olan o dükkânlara bugünlerde yaptığımdan daha sık gider ve hafif küf kokan eski kitaplar alırdım. Buralara sık sık gidip-gelince, elbette kitapçı esnaflarıyla aramızda bir hukuk doğardı. Dolayısıyla, param olmadığı zamanlar, kendilerine kapıldığım kitabı veya kitapları alır,  parasını sonradan verirdim. Derken yine böyle kendimi tutamayıp-hoşuma giden kitapları bedelini sonradan vermek üzere alıp eve getirdim. Bunların tutarı 200 lira civarındaydı. Kendisine borçlu olduğum bu kalender kitapçıya gidemedim, belki bir ara param olmadı, tam hatırlamıyorum. Sonuç olarak aradan biraz zaman geçti. Daha sonra gittiğimde dükkân devredilmişti ve başkası vardı. Dükkânın sahibi benim kitap aldığım kişiyi tanıyordu ve benim borcum olan parayı sahibine ulaştırabileceğini söyledi. Ben de borcumu ona emanet olarak verdim.

Aradan zaman geçti, çocukluğumdan beri hep şenlikli ve canlı bulduğum Kadıköy’e yine yolum düştü. Derken benim borçlu olduğum kitapçı arkadaşımın yeni bir dükkân açmış olduğunu gördüm ve onunla sıcak bir sohbete başladık. Ben borcumu geciktirmiş olduğum için ondan özür diledim. Arkadaşım yüzünde sıcak bir tebessümle bana teşekkür etti ve sözlerine şöyle devam etti: “Savaş Hoca, senin bana göndermiş olduğun parayı aldığımda çok zor günler geçiriyordum. İnsanlara karşı öfkeliydim ve onlara karşı güvenimi nerdeyse yitirmiştim. Senin bana borcunu göndermen benim için umut ışığı oldu. Yani o paranın 200  Liradan daha büyük ve farklı bir önemi var. Senden gelen o para, benim yeniden insanlara güvenebilmem konusunda bir başlangıç oldu diyebilirim.” Bu cümleleri duyduğum zaman, borcumu, üstelik geç kalmış bir şekilde, ödemenin alacaklı taraf için bu denli anlamlı olmasına hem şaşırmış, hem de sevinmiştim.

Elbette borçlanmayı veya borcunu geç ödemeyi tavsiye etmem. Fakat geç de olsa, yapmamız gereken bir şeyi yapmamızın beklenmedik olumlu etkileri olabilir. Fakat geçmişe dönük olarak, üzücü de olabilir; arkadaşım kuruşa muhtaç yaşar hâlde 200 lirası bende olduğu için hayati bir fırsatı kaçırmış da olabilirdi. Meselâ acil bir durumda taksi tutamadığı için hastahaneye yetişememiş veya parası olmadığı için bütün gününü aç geçirmiş de olabilirdi. Yani görevlerimizi geciktirmemekte yarar var!

Bir dostumun dediği gibi “bir sohbetten bir yazı çıkarma alışkanlığı olan birisi” olarak, yaşadığım bu olaydan ister-istemez kimi muhteşem (!) sonuçlara varıyorum:  Birincisi az önce belirttiğim gibi, yapmamız gereken bir şeyi, geç kalmış bulunsak ve mahcubiyet duygusuyla ezilir durumda da olsak, yapmak gerekiyor. İkincisi belirli bir miktardaki paranın manevi veya efektif-işlevsel önemi duruma göre değişebiliyor.  Normal de sadece hatırı sayılır bir cep harçlığı olarak algılanabilecek bir 200 lira, kitapçı arkadaşım için başka bir önem taşımıştı.  Veya mutfağı tam takır olan evine bir şeyler alması gereken parasız bir baba için beklenmedik bir yerden gelen 200 lira bambaşka bir anlam taşıyabilir!

Paranın efektif değeri konusunda geliş yolu da çok önemlidir. Söz gelimi, ihtiyaç sahibi olmadığı hâlde insanları kandırarak para kazanan bir dilencinin kazandığı 200 liranın da, dürüstçe kazanılmış bir 200 lira ile aynı olduğunu düşünmem. Matemaktiksel açıdan aynı olabilirler; fakat sahibine getirileri, bereketi vs. gibi açılardan bakarsak, aynı olduklarına hiç bir şekilde inanamam.

Zenginliklerimizi artırma yolunu aramak gerekir. “Nasıl dua edelim? Yönetimi zor olan iki şeyden, fukaralığı mı yoksa zenginliği mi yönetmeyi isteyelim?” deseniz, elbette “zenginliği yönetmeye talip olun" derim. Fakat kazanıldığı ve  kullanıldığı yollar itibariyle manevi değeri sıfırdan düşük ve tatsız bir zenginliği hiç bir sevdiğim ve hatta hiç bir sevmediğim insan için istemem!
------------------
Savaş ŞENEL Twitter
Savaş ŞENEL Facebook
-------------------------

SAVAŞ ŞENEL KİTAPLARI

AZ ACILI VE KALICI İNGİLİZCE-YABANCI DİL ÖĞRENMEK İÇİN PÜF NOKTALARI

Kitabın Tanıtım Videosu
Kitabın Tanıtım Yazısı
Kitabın Facebook sayfası
Kitabı buradan satın alabilirsiniz: Kitapyurdu.com



(Kitabı İmzalı Edinmek İsterseniz Bize Yazınız: savassenel@gmail.com)

ÇAY SAATİ İÇİN HAFİF YAZILAR


(Kitabı İmzalı Edinmek İsterseniz Bize Yazınız: savassenel@gmail.com)





(Kitabı İmzalı Edinmek İsterseniz Bize Yazınız: savassenel@gmail.com)

-------------------

27 Şubat 2017 Pazartesi

YAŞLANMAK ÜZERİNE...



Büyümelerini istediğin çocukların, öğrencilerin ve okurların varsa, yaşının ilerlemesi sana neşe verir.
Çocuklarıma ve çevremdeki insanlara kendimce rehberlik etmekle birlikte, onların kendileri olmalarına izin vermem gerektiğini ilerleyen yaşımla birlikte daha çok anlıyorum.
Gençleri takdir etsem de, onlara gıpta etmiyorum. Çünkü temel esaslar açısından, yaşamak istediğim gençliği yaşadım.
Güzel çeviri yapmak, dikkatle dinlemeyi öğrenmek ve kadınların aslında ne kadar yalın şeyler istediklerini anlamak için yaşınızın ilerlemesi lazım
İlerleyen yaşım beni, kendi inançlarını başkalarına en çok dayatanların, gerçekte yine gizliden ve açıktan kendi inançlarına en çok ihanet eden kişiler oldukları fikrine getirdi.
İlerleyen yaşlarda, kusurlu veya günahkâr bir insanı ayıplamanın çoğu kez aslında onu kıskanmaktan kaynaklandığını anlarsın.
Kaliteli insanlar, kaliteli kitaplar, kaliteli filmler... kaliteli yaşlanmak isteyenlerin yoldaşıdırlar.
"Şu anda, hayatımda, yaşımın ilerlemesinin bana avantaj sağlamadığı herhangi bir önemli konu yok" diyebilirim.
Yaşın ilerlemiş olsa da, bir şeylerden korkarsın, bir şeylere üzülürsün, öfkelenirsin vs. Lâkin bu duygulara kolayca teslim olmazsın.
Yaşın ilerledikçe olaylara daha yukardan bakmaya başlarsın. O zaman hayatını ayakta tutan asıl sütunları daha iyi görürsün.
Yaşın ilerledikçe, bir çok bakımlı bedenin, aslında kırılgan ruhları gizleyen birer kamuflaj olduğunu görürsün.
Yaşın ilerledikçe insanları daha iyi anlıyorsun; onları daha kolay affediyorsun, bazı şeyleri daha kolay göz ardı edebiliyorsun ve fakat gerekirse, daha rahat ceza verebiliyorsun.
Yaşım ilerledikçe, esenlikle geçtiğim her tehlikeli virajda, zamanında dinlemiş olduğum iyi bir insanın, okumuş olduğum iyi bir kitabın veya seyretmiş olduğum iyi bir tiyatro eserinin veya iyi bir bir filmin bana yararının dokunmuş olduğunu yeniden anlıyorum.
Yaşın ilerledikçe, üzüntüden ve küçük kusurlardan kaçınmanın mümkün olmadığını anlar, lâkin vicdan azabına sebep olacak şeylere ve ihanete uzak kalmaya çalışırsın.
Yaşımın ilerlemesi bana hüzün vermiyor; ama sizden yaşlı olan sevdiklerinizin yaşlarının ilerliyor olmasının size hüzün verdiği bir yaştayım.
Yaşın ilerledikçe, sadece başkalarını değil, kendini de zaman zaman affetmen gerektiğini öğrenirsin.
Yaşlanmaktan korkmadım. Lâkin Allah elden-ayaktan düşürmesin, aidiyetimi, aklımı ve muhakememi benden almasın.
Benden daha genç olanları anlarım. Çünkü 50 yaşından önceki her yaşta birer sene bulunmuşluğum vardır.)
Yaşlanayım ki çocuklarım, öğrencilerim ve okurlarım da büyüsünler. :)
 ------------------
Savaş ŞENEL Twitter
Savaş ŞENEL Facebook
-------------------------

SAVAŞ ŞENEL KİTAPLARI

AZ ACILI VE KALICI İNGİLİZCE-YABANCI DİL ÖĞRENMEK İÇİN PÜF NOKTALARI

Kitabın Tanıtım Videosu
Kitabın Tanıtım Yazısı
Kitabın Facebook sayfası
Kitabı buradan satın alabilirsiniz: Kitapyurdu.com



(Kitabı İmzalı Edinmek İsterseniz Bize Yazınız: savassenel@gmail.com)

ÇAY SAATİ İÇİN HAFİF YAZILAR


(Kitabı İmzalı Edinmek İsterseniz Bize Yazınız: savassenel@gmail.com)





(Kitabı İmzalı Edinmek İsterseniz Bize Yazınız: savassenel@gmail.com)

-------------------

10 Şubat 2017 Cuma

SOSYAL MEDYANIN SUYUNU ÇIKARIYORUZ! BELKİ DE UZUN SÜREDİR...



Üsküdar'dan bir görüntü. Fotoğrafı kendim bizzat çektim. :) 

Tatildeyim. Ertelemiş olduğum bir sürü şeyi yapma gayreti içinde tırmalarken, yapılacak işler listemde  banka ile ilgili bir işimin olduğunu gördüm.

Derken önce “biraz çekeyim, kendimi zengin hissedeyim” diye ATM’ye uğradım. Lâkin ilk teşebbüsümde makine kartımı yutuverdi! Bankaya girdim ve güvenlik güvenlisine durumu açıkladım. Sükunetinden durumun sıklıkla yaşandığı sonucuna vardım. Kimliğimi gördükten sonra kartımı alıp –bana verdi ve beni de “o ATM’yi kullanmayın” diye ikaz etti. Ben de “arıza varsa, bir ikaz yazısı assanız iyi olmaz mı?” diye sordum. O da “genel müdürlük izin vermiyor, beyfendi” dedi. Ben sebebini sorunca cevabı  “bilmiyoruz” oldu.

Kendi kendime söylenerek asıl işimi halletmek üzere diğer bankaya gittim. Orada benimle ilgilenen hanımefendiyle görüşürken, durumu anlattım. Bu nazik hanımefendi bana şunları söyledi: "Savaş Bey, ben bunu yaptım, 10 dakika için ATM'de sorun vardı ve ben müşterilerimizi ikaz etmek için “ATM bozuktur" diye tabela koydurdum. Bir baktık ki, sosyal medyada "falanca bankanın ATM'si 4 gündür çalışmıyor" şeklinde yorumlar var. Siz olsanız ne yaparsınız?" Ben de "evet, anlıyorum sizi, iyi niyetinizi cezalandırmışlar" dedim.

"Sayfam tık alsın", "zeki olduğumu düşünsünler" vs. diye yaptığımız bu şeyler, aslında hepimizin hayatını zorlaştırıyor.

Hanımefendi daha sonra bana “Savaş Bey, sizin kitaplarınız var mı?” diye sordu. Ben de “evet bir kaç kitabım var? Neden sordunuz acaba?” dedim.  O da kardeşinin almış olduğu bir kitabın üzerinde adımı görmüş olduğunu söyledi. Ben de “kırmızı bir kitap mıydı? Üzerinde biber resimleri var mıydı?” deyince, o da “evet” dedi. Anlaşılan kardeşi  “Az Acılı-Kalıcı İngilizce-Yabancı Dil Öğrenimi İçin Püf noktaları” adlı kitabımı almıştı. Bir yazar için inanılmaz keyifli bir olayı da yaşamış oldum. Daha sonra bankaya yeniden uğrayacağım ve kabul ederse bu hanımefendiye kitaplarımdan birisini hediye edeceğim. 

Güzel bir gündü...

------------------
Savaş ŞENEL Twitter
Savaş ŞENEL Facebook
"Az Acılı - Kalıcı İngilizce- Yabancı Dil Öğrenimi için Püf Noktaları" adlı kitabımın sayfası 
-------------------------

SAVAŞ ŞENEL KİTAPLARI

AZ ACILI VE KALICI İNGİLİZCE-YABANCI DİL ÖĞRENMEK İÇİN PÜF NOKTALARI

Kitabın Tanıtım Videosu
Kitabın Tanıtım Yazısı
Kitabın Facebook sayfası
Kitabı buradan satın alabilirsiniz: Kitapyurdu.com



(Kitabı İmzalı Edinmek İsterseniz Bize Yazınız: savassenel@gmail.com)

ÇAY SAATİ İÇİN HAFİF YAZILAR


(Kitabı İmzalı Edinmek İsterseniz Bize Yazınız: savassenel@gmail.com)





(Kitabı İmzalı Edinmek İsterseniz Bize Yazınız: savassenel@gmail.com)

-------------------