27 Şubat 2017 Pazartesi

YAŞLANMAK ÜZERİNE...



Büyümelerini istediğin çocukların, öğrencilerin ve okurların varsa, yaşının ilerlemesi sana neşe verir.
Çocuklarıma ve çevremdeki insanlara kendimce rehberlik etmekle birlikte, onların kendileri olmalarına izin vermem gerektiğini ilerleyen yaşımla birlikte daha çok anlıyorum.
Gençleri takdir etsem de, onlara gıpta etmiyorum. Çünkü temel esaslar açısından, yaşamak istediğim gençliği yaşadım.
Güzel çeviri yapmak, dikkatle dinlemeyi öğrenmek ve kadınların aslında ne kadar yalın şeyler istediklerini anlamak için yaşınızın ilerlemesi lazım
İlerleyen yaşım beni, kendi inançlarını başkalarına en çok dayatanların, gerçekte yine gizliden ve açıktan kendi inançlarına en çok ihanet eden kişiler oldukları fikrine getirdi.
İlerleyen yaşlarda, kusurlu veya günahkâr bir insanı ayıplamanın çoğu kez aslında onu kıskanmaktan kaynaklandığını anlarsın.
Kaliteli insanlar, kaliteli kitaplar, kaliteli filmler... kaliteli yaşlanmak isteyenlerin yoldaşıdırlar.
"Şu anda, hayatımda, yaşımın ilerlemesinin bana avantaj sağlamadığı herhangi bir önemli konu yok" diyebilirim.
Yaşın ilerlemiş olsa da, bir şeylerden korkarsın, bir şeylere üzülürsün, öfkelenirsin vs. Lâkin bu duygulara kolayca teslim olmazsın.
Yaşın ilerledikçe olaylara daha yukardan bakmaya başlarsın. O zaman hayatını ayakta tutan asıl sütunları daha iyi görürsün.
Yaşın ilerledikçe, bir çok bakımlı bedenin, aslında kırılgan ruhları gizleyen birer kamuflaj olduğunu görürsün.
Yaşın ilerledikçe insanları daha iyi anlıyorsun; onları daha kolay affediyorsun, bazı şeyleri daha kolay göz ardı edebiliyorsun ve fakat gerekirse, daha rahat ceza verebiliyorsun.
Yaşım ilerledikçe, esenlikle geçtiğim her tehlikeli virajda, zamanında dinlemiş olduğum iyi bir insanın, okumuş olduğum iyi bir kitabın veya seyretmiş olduğum iyi bir tiyatro eserinin veya iyi bir bir filmin bana yararının dokunmuş olduğunu yeniden anlıyorum.
Yaşın ilerledikçe, üzüntüden ve küçük kusurlardan kaçınmanın mümkün olmadığını anlar, lâkin vicdan azabına sebep olacak şeylere ve ihanete uzak kalmaya çalışırsın.
Yaşımın ilerlemesi bana hüzün vermiyor; ama sizden yaşlı olan sevdiklerinizin yaşlarının ilerliyor olmasının size hüzün verdiği bir yaştayım.
Yaşın ilerledikçe, sadece başkalarını değil, kendini de zaman zaman affetmen gerektiğini öğrenirsin.
Yaşlanmaktan korkmadım. Lâkin Allah elden-ayaktan düşürmesin, aidiyetimi, aklımı ve muhakememi benden almasın.
Benden daha genç olanları anlarım. Çünkü 50 yaşından önceki her yaşta birer sene bulunmuşluğum vardır.)
Yaşlanayım ki çocuklarım, öğrencilerim ve okurlarım da büyüsünler. :)
 ------------------
Savaş ŞENEL Twitter
Savaş ŞENEL Facebook
-------------------------

SAVAŞ ŞENEL KİTAPLARI

AZ ACILI VE KALICI İNGİLİZCE-YABANCI DİL ÖĞRENMEK İÇİN PÜF NOKTALARI

Kitabın Tanıtım Videosu
Kitabın Tanıtım Yazısı
Kitabın Facebook sayfası
Kitabı buradan satın alabilirsiniz: Kitapyurdu.com



(Kitabı İmzalı Edinmek İsterseniz Bize Yazınız: savassenel@gmail.com)

ÇAY SAATİ İÇİN HAFİF YAZILAR


(Kitabı İmzalı Edinmek İsterseniz Bize Yazınız: savassenel@gmail.com)





(Kitabı İmzalı Edinmek İsterseniz Bize Yazınız: savassenel@gmail.com)

-------------------

10 Şubat 2017 Cuma

SOSYAL MEDYANIN SUYUNU ÇIKARIYORUZ! BELKİ DE UZUN SÜREDİR...



Üsküdar'dan bir görüntü. Fotoğrafı kendim bizzat çektim. :) 

Tatildeyim. Ertelemiş olduğum bir sürü şeyi yapma gayreti içinde tırmalarken, yapılacak işler listemde  banka ile ilgili bir işimin olduğunu gördüm.

Derken önce “biraz çekeyim, kendimi zengin hissedeyim” diye ATM’ye uğradım. Lâkin ilk teşebbüsümde makine kartımı yutuverdi! Bankaya girdim ve güvenlik güvenlisine durumu açıkladım. Sükunetinden durumun sıklıkla yaşandığı sonucuna vardım. Kimliğimi gördükten sonra kartımı alıp –bana verdi ve beni de “o ATM’yi kullanmayın” diye ikaz etti. Ben de “arıza varsa, bir ikaz yazısı assanız iyi olmaz mı?” diye sordum. O da “genel müdürlük izin vermiyor, beyfendi” dedi. Ben sebebini sorunca cevabı  “bilmiyoruz” oldu.

Kendi kendime söylenerek asıl işimi halletmek üzere diğer bankaya gittim. Orada benimle ilgilenen hanımefendiyle görüşürken, durumu anlattım. Bu nazik hanımefendi bana şunları söyledi: "Savaş Bey, ben bunu yaptım, 10 dakika için ATM'de sorun vardı ve ben müşterilerimizi ikaz etmek için “ATM bozuktur" diye tabela koydurdum. Bir baktık ki, sosyal medyada "falanca bankanın ATM'si 4 gündür çalışmıyor" şeklinde yorumlar var. Siz olsanız ne yaparsınız?" Ben de "evet, anlıyorum sizi, iyi niyetinizi cezalandırmışlar" dedim.

"Sayfam tık alsın", "zeki olduğumu düşünsünler" vs. diye yaptığımız bu şeyler, aslında hepimizin hayatını zorlaştırıyor.

Hanımefendi daha sonra bana “Savaş Bey, sizin kitaplarınız var mı?” diye sordu. Ben de “evet bir kaç kitabım var? Neden sordunuz acaba?” dedim.  O da kardeşinin almış olduğu bir kitabın üzerinde adımı görmüş olduğunu söyledi. Ben de “kırmızı bir kitap mıydı? Üzerinde biber resimleri var mıydı?” deyince, o da “evet” dedi. Anlaşılan kardeşi  “Az Acılı-Kalıcı İngilizce-Yabancı Dil Öğrenimi İçin Püf noktaları” adlı kitabımı almıştı. Bir yazar için inanılmaz keyifli bir olayı da yaşamış oldum. Daha sonra bankaya yeniden uğrayacağım ve kabul ederse bu hanımefendiye kitaplarımdan birisini hediye edeceğim. 

Güzel bir gündü...

------------------
Savaş ŞENEL Twitter
Savaş ŞENEL Facebook
"Az Acılı - Kalıcı İngilizce- Yabancı Dil Öğrenimi için Püf Noktaları" adlı kitabımın sayfası 
-------------------------

SAVAŞ ŞENEL KİTAPLARI

AZ ACILI VE KALICI İNGİLİZCE-YABANCI DİL ÖĞRENMEK İÇİN PÜF NOKTALARI

Kitabın Tanıtım Videosu
Kitabın Tanıtım Yazısı
Kitabın Facebook sayfası
Kitabı buradan satın alabilirsiniz: Kitapyurdu.com



(Kitabı İmzalı Edinmek İsterseniz Bize Yazınız: savassenel@gmail.com)

ÇAY SAATİ İÇİN HAFİF YAZILAR


(Kitabı İmzalı Edinmek İsterseniz Bize Yazınız: savassenel@gmail.com)





(Kitabı İmzalı Edinmek İsterseniz Bize Yazınız: savassenel@gmail.com)

-------------------

29 Ekim 2016 Cumartesi

YORUCU ÖĞRENCİLER, ZORLAYICI ÖĞRENCİLER


Farabi Talks etkinliklerinden bir fotoğraf... @FatabiTalks

Öğrenciler çeşitlidirler. Farklı bireyler olmalarından dolayı birbirlerinden farklı olmaları da normal elbette. Fakat benim bu yazıda söz etmek istediğim iki grup öğrenci var. Bunlardan birisi "yourucu" öğrenci grubu, diğeri ise "zorlayıcı" öğrenci grubu.

Yorucu öğrenci grubu dersinizle ilgilenmeyen, müzmin ilgisizler grubudur. Ödevlerle veya tavsiyelerinizle ilgilenmezler. Bu durumları, elbette hiç bir zaman İngilizce öğrenmeyecekleri anlamına gelmez. Bir gün İngilizceye ihtiyaç duyacaklar veya yabancı dil öğrenmeyi seveceklerdir. Fakat o günü sizinle deneyimleyecek gibi bir hâlleri yoktur. Bu öğrenciler, derse devam mecburiyeti yoksa, derslere gelmezler. Derslere gelmek zorunda olurlarsa, hiç değilse dersi kaynatmadan sakince oturmaları da yeterlidir. Bu öğrencilerin bir kısmı ders sırasında uyuklar, bir kısmı telefonlarıyla ilgilenir ve kimileri de kitap okurlar.

Zorlayıcı öğrenci tipi ise başka bir konudur. Yazının bütününe ulaşmak için tıklayınız
  ------------------
İngilizce Kolay Twitter
İngilizce Kolay Facebook
-------------------------

SAVAŞ ŞENEL KİTAPLARI

AZ ACILI VE KALICI İNGİLİZCE-YABANCI DİL ÖĞRENMEK İÇİN PÜF NOKTALARI

Kitabın Tanıtım Videosu
Kitabın Tanıtım Yazısı
Kitabın Facebook sayfası
Kitabı buradan satın alabilirsiniz: Kitapyurdu.com



(Kitabı İmzalı Edinmek İsterseniz Bize Yazınız: savassenel@gmail.com)

ÇAY SAATİ İÇİN HAFİF YAZILAR


(Kitabı İmzalı Edinmek İsterseniz Bize Yazınız: savassenel@gmail.com)





(Kitabı İmzalı Edinmek İsterseniz Bize Yazınız: savassenel@gmail.com)

-------------------

24 Eylül 2016 Cumartesi

SAHNEDE OYNANSA İNANMAZLAR: BABAMLA İLGİLİ BİR ANI


Bir akşam babamı aradım. Telefonu, sesinden genç olduğunu düşündüğüm bir bayan açtı. Ben de hafif bir şaşkınlık içinde “ben Savaş Şenel, Fazlı Beyin oğluyum, babamla görüşebilir miyim?” dedim. Bayan bana cevap olarak “benim babamın “Savaş” diye bir oğlu yok” dedi. Böyle bir cevap karşısında elbette aklımdan bir sürü şey geçmeye başladı. “Babama ne oldu?”, “Acaba telefonu açan kız kardeşimdi de, bir sebepten bana sitem mi etti?” gibi sorular zihnimden geçti. Gerçi bayanın sesi kız kardeşlerimden hiç birisinin sesine benzemiyordu. Tuşlamış olduğum numarayı kontrol ettim. Doğruydu, babamın telefon numarasıydı; yani herhangi bir yanlışlık yoktu. Eşimi aradım ve ona durumu anlatıp babamı aramasını söyledim. Merakla beklemeye başladım. Biraz sonra eşim aradı ve bulmacanın çözümünü bana sundu!:

Meğerse babam camiye gittiğinde cep telefonunu düşürmüş. Cemaatten birisi telefonu bulmuş ve bulduğu yer itibarıyla cemaatten birisine ait olduğunu tahmin etmiş. Tekrara namaza geldiği zaman verme düşüncesiyle telefonu yanında evine götürmüş. Eve gidince telefonu masaya koymuş ve babamın telefonu da, onun babasının telefonuna benziyormuş. Bu sebeple, ben babamı arayınca, babamın telefonunu bulmuş olan amcamızın kızı, o sırada babası lavaboda olduğu için aramama cevap vermiş. Birisinin şaka yaptığını veya musallat olacağını düşündüğü için, bana da “babamın Savaş diye bir oğlu yok” demiş. Bu bayan beni telaşlandırdığı için eşimden çok özür dilemiş, bayağı üzülmüş.

Evet sahneden oynansa, insanları güldürecek, ama hayatta gerçekleşebileceğine inanmayacakları türden bir anımı sizlerle paylaştım.

Eminim sizlerin de hayatlarında böyle yürek hoplatan tesadüfler vardır.
-----------------------

SAVAŞ ŞENEL KİTAPLARI

AZ ACILI VE KALICI İNGİLİZCE-YABANCI DİL ÖĞRENMEK İÇİN PÜF NOKTALARI
Kitabın Tanıtım Videosu
Kitabın Tanıtım Yazısı
Kitabın Facebook sayfası
Kitabı buradan satın alabilirsiniz: Kitapyurdu.com

(Kitabı İmzalı Edinmek İsterseniz Bize Yazınız: savassenel@gmail.com)

ÇAY SAATİ İÇİN HAFİF YAZILAR


(Kitabı İmzalı Edinmek İsterseniz Bize Yazınız: savassenel@gmail.com)




(Kitabı İmzalı Edinmek İsterseniz Bize Yazınız: savassenel@gmail.com)
-------------------

22 Eylül 2016 Perşembe

KENT ANILARI: CAMİDEKİ ALKOLLÜ VATANDAŞ


Bir gün Kadıköy'de Osmanağa camisine uğramıştım. Çocukluk günlerimin geçtiği Kadıköy'de sevdiğim bir camidir. Bir de baktım ki tam cami girişinde, üstü başı düzgün, ama sarhoş bir adam, ama öyle böyle değil zom olmuş, ayakkabısını çıkarmaya çalışıyor. Belli ki camiye girmeye niyetli. Avludaki cemaat şaşkın. Öğretmenliğin verdiği rahatlıkla, duruma müdahale etmek üzere adamın yanına gittim. "Beyefendi neyiniz var?" dedim. Adamcağız konuşuyor, ama ağız yüz kontrolsüz, ne dediğini anlamıyoruz. Cemaatten birisi de yanımda. Derken o sırada camiye giren birisi adama tekme attı, ama tam tutturamadı. Araya girdim ve adama "sen ne yapıyorsun?" dedim. Bu münasebetsiz adam, bana "camiye alkollü gelmiş, baksana şuna" dedi. Ben de "terbiyesiz herif, adam dua etmeye gelmiş, senin hiç mi günahın, suçun yok, nasıl tekme atarsın?" diye bağırdım. Fakat aklı başında bir dindar olmadığı, sonradan ateşlenenlerden olduğu belliydi. Onu defettikten sonra, alkollü adamı kenara aldık. Dedik: "Ne oldu?" Konuşmalarından zar zor şu cümleleri anladık: "Üzüntülüyüm, namaz kılıp, dua etmeye geldim." Acısından-efkârından içmiş, bakmış acı dinmiyor, duaya sığınmak için gelmiş. Demek ki fena üzüntülü. Konuştuk, ettik, kendince içini döktü. Bir süre sonra polise telefon ettim ve dedim ki: "Kadıköy Osmanağa Cami avlusunda alkollü bir vatandaş var, Bu adamcağızdan bir şikâyetimiz yok. Üzüntülü, darmadağın, alkolü fazla kaçırmış hâlde camiye namaz kılmaya, dua etmeye gelmiş. Tek ricamız evine ulaştırmanız". Derken benim dersim vardı sanırım, alkollü vatandaşı cami cemaatinden delikanlıya emanet edip. Ayrıldım. Sözün özü, bugün başkası, yarın sen, başka gün ben bir kusur işleriz. Yanlış olduğunu düşündüğün bir şey varsa, incitme, konuş, el uzat.
-----------------------

SAVAŞ ŞENEL KİTAPLARI

AZ ACILI VE KALICI İNGİLİZCE-YABANCI DİL ÖĞRENMEK İÇİN PÜF NOKTALARI
Kitabın Tanıtım Videosu
Kitabın Tanıtım Yazısı
Kitabın Facebook sayfası
Kitabı buradan satın alabilirsiniz: Kitapyurdu.com

(Kitabı İmzalı Edinmek İsterseniz Bize Yazınız: savassenel@gmail.com)

ÇAY SAATİ İÇİN HAFİF YAZILAR


(Kitabı İmzalı Edinmek İsterseniz Bize Yazınız: savassenel@gmail.com)




(Kitabı İmzalı Edinmek İsterseniz Bize Yazınız: savassenel@gmail.com)
-------------------

15 Eylül 2016 Perşembe

BACAKSIZ PİRE, SEBEP-SONUÇ İLİŞKİSİ, MUHAKEME, KİTAPLAR...




Bir bilim adamı deney yapıyormuş. Deneyin nesnesi bir pireymiş. Bilim adamı pireye “zıpla” demiş ve pire de zıplamış. Derken bilim adamı pirenin bir bacağını kesmiş ve yine pireye “zıpla” demiş ve pire yine zıplamış. Sonra bir bacağını daha kesmiş pirenin ve “zıpla” komutuyla pire yine zıplamış. Bilim adamı “zıpla” deyince pire hemen zıplamıyormuş, biraz beklediği de oluyormuş, ama yine de zıplıyormuş. Derken bilim adamı pirede tek bir bacak bırakmış; pire yine zar zor zıplamış. Derken bilim adamı pirenin kalan son bacağını da kesmiş ve deneyi tekrarlamış. Bacaksız pirede herhangi bir hareket görülmemiş.

Ve bilim adamı not düşmüş: “Bacakları olmayan pire işitme duyusunu yitiriyor. Dolayısıyla komutlarıma tepki vermedi.” Yazının bütününe ulaşmak için bu satırları tıklayınız.

---------------------------
-------------------------------

SAVAŞ ŞENEL KİTAPLARI

AZ ACILI VE KALICI İNGİLİZCE-YABANCI DİL ÖĞRENMEK İÇİN PÜF NOKTALARI
Kitabın Tanıtım Videosu
Kitabın Tanıtım Yazısı
Kitabın Facebook sayfası
Kitabı buradan satın alabilirsiniz: Kitapyurdu.com

(Kitabı İmzalı Edinmek İsterseniz Bize Yazınız: savassenel@gmail.com)

ÇAY SAATİ İÇİN HAFİF YAZILAR


(Kitabı İmzalı Edinmek İsterseniz Bize Yazınız: savassenel@gmail.com)




(Kitabı İmzalı Edinmek İsterseniz Bize Yazınız: savassenel@gmail.com)
-------------------

10 Temmuz 2016 Pazar

ONU ÇOK MU SEVİYORSUN?



Çok mu seviyorsun onu? O hâlde ona güzel kitaplar al, onları okusun güçlensin. Bu kitaplar, mecbur kalırsa, ona yanında hiç kimse olmasa da, ayakta durabilecek, yaşayabilecek umudu ve gücü aşılayan kitaplar olsun. Ona hediye ettiğin kitaplar, ona seninle ilgili de, gözü kör bir aşk ve bağlılık vermesin, onda aklı başında bir aidiyeti, sadakati beslesin-güçlendirsin.

Onu çok mu seviyorsun? O hâlde ona güzel şarkılar gönder. Fakat bunlar içlerinde hüzün olsa da, dinlediği zaman onda mağdur hâlini beslemeyen, ona güç veren şarkılar olsun. Gönderdiğin şarkılar onun yüreğini ezmesin, güçlendirsin. Gözlerinin dolmasını sağlasa da, onu kahretmesin, kanatlarını kırmasın, kalbini kanatmasın.

Onu çok mu seviyorsun? O hâlde ona sıklıkla iltifat et, onun en çok ruhunu sev, iltifatlarının çoğu ruhu ile ilgili olsun, ama görünüşünü de övmekten geri durma. İnsanın güzel göründüğünü bilmeye de ihtiyacı var. Meselâ “görünüşün, ruhundaki zarafeti yansıtıyor” de. “Abartıyorsun” derse, “belki de abartıyorum, ama bunun farkında değilim, ben hissettiklerimi söylüyorum” dersin.

Onu çok mu seviyorsun? O hâlde, senin yanında çaresizlikle değil, ihtiyarı ve isteğiyle kaldığından emin ol. Çaresizlerin aşkına, sevgisine güvenilmez. Bunun yolu ikide bir kapıyı bir seçenek olarak göstermek değil, onun özgür bir insan olduğunu yine ona hissettirmekten geçer. Özgür olduğunu bilsin, ama giderse senin çok üzüleceğini de bilsin.

Onu çok mu seviyorsun? O hâlde, dualarında ona yer ver. “Onun için daha iyi olacaksa, gitsin” diye dua etmeni bekleyemem, ama meselâ “benimle kalmaktan hoşnut ve mutlu olmasını makul bir şekilde sağlama fırsatı ver. Allahım bana bu konuda yardım et” de. Hiç bir tarafın kendisini köle gibi hissetmediği bir muhabbeti iste.

Onu çok mu seviyorsun? Ona layık olmadığını düşünme. Onun seni hatalarınla sevme hakkı da söz konusu. Ona layık olmaya çalış. Fakat o seni bu hâlinle seviyorsa, bırak sevsin. Sen daha iyi birisi olmanın yollarını aramaya devam et.

Onu çok mu seviyorsun? O hâlde sana köle olmaya kalkarsa, buna izin verme. İnsanlar kimi zaman özgürlüklerinden feragat etmek isteyebilirler, ama sen bu duruma izin vermemelisin. Bir insanın aklı başında sevgisi, muhabbeti hazinedir. Köle olması veya köle olmaya kalkması, bu hazineyi kıymetten düşürür. Buna izin verme.

Onu çok mu seviyorsun? Olur da bir gün yollarınız ayrılmaya yüz tutarsa, kolayca bırakma, musallat olma noktasına gelmeden onsuz yaşamanın senin için zor olacağını anlat, bunu yapmaktan çekinme. Fakat olmuyorsa, onun mutlu olması için dua et ve çalış. Böyle yapmak kolay değil, ama böyle yaparsan acın diner, hüznün dermana döner. Gerçekten iyi bir insan olduğunu hissedersin. İnanıyorum ki, Allah sana, seni teselli edecek şeyler gönderir.

Sevmek zor mesaidir. Söyledikleri gibi masrafsız da değildir. Lâkin sevgiden uzak yaşamanın masrafı daha çoktur.

Eskiler “Allah muhabbetinizi artırsın” derlermiş. Neden “Allah aşkınızı artırsın” değil de, “Allah muhabbetinizi artırsın” derlerdi, ben buna kafa yoruyorum.

Sen de buna kafa yor.

Allah muhabbetinizi artırsın.
-----------------------

SAVAŞ ŞENEL KİTAPLARI

AZ ACILI VE KALICI İNGİLİZCE-YABANCI DİL ÖĞRENMEK İÇİN PÜF NOKTALARI
Kitabın Tanıtım Videosu
Kitabın Tanıtım Yazısı
Kitabın Facebook sayfası
Kitabı buradan satın alabilirsiniz: Kitapyurdu.com

(Kitabı İmzalı Edinmek İsterseniz Bize Yazınız: savassenel@gmail.com)

ÇAY SAATİ İÇİN HAFİF YAZILAR


(Kitabı İmzalı Edinmek İsterseniz Bize Yazınız: savassenel@gmail.com)




(Kitabı İmzalı Edinmek İsterseniz Bize Yazınız: savassenel@gmail.com)
-------------------