1 Ekim 2013 Salı

TÜCCARLA FEYLESOFUN HİKÂYESİ




“Medyatik Terapi” ile, yani medya-aracı kullanarak eğitimle ilgilenmeye başlamadan önce de hikâyeler ilgimi çekerlerdi. Bununla birlikte, “Medyatik Terapi” kavramını olgunlaştırma sürecimde hikâye-öykü yoluyla eğitime ilgim daha da arttı. Ayrıca "hikâyeleme", Kutsal Kitaplar da dâhil olmak üzere, birçok ciddî ve önemli kaynakta kullanılan bir eğitim yöntemidir, etkileri oldukça kalıcıdır.

Ve elbette bir hikâyenin içeriği sağlıksız olduğu zaman da, aynı şekilde bu etkileri yine derin, fakat bir yandan da kötü olabilir.

Bu meyanda, bize yıllardır anlatılan ve güya kaliteli bir mesaj verdiği zannedilen bir hikâyeye farklı bir açıdan bakacağım:

Tilki Tüccar ve Dalgın Feylesof

Vaktiyle, ticaretle uğraşan ve biraz da tilki zihniyetli bir tüccar, devesine buğday dolu iki heybe yüklemiş. Heybelere farklı miktarlarda buğday konmuş olduğundan, daha ağır olan heybe sürekli olarak aşağı kayıyormuş ve bu durumda da tüccar, ikide bir heybeleri düzeltmek zorunda kalıyormuş.

Derken, oradan geçen bir feylesof, tüccarın bu durumunu biraz gözlemlemiş ve adamın sürekli olarak yaşadığı stresi gidermek için ona bir öneride bulunmuş: “Şu, içinde daha çok buğday olan heybeden diğerine biraz buğday aktarın. Böylece iki heybe birbirlerine eşit ağırlıkta olurlar, dolayısıyla heybelerden birisi sürekli olarak aşağıya kaymaz, siz de ikide bir dengeyi ayarlamak zorunda kalmaz ve rahat edersiniz” demiş.

Tüccar, şöyle bir düşünmüş ve bu mütevazı görünüşlü feylesofun verdiği tavsiyeyi uygulamış. Derken iki heybe de eşit ağırlıkta olduklarından, heybeler dengeyi tutturmuşlar ve tüccar sonu gelmeyen bir angaryadan kurtulmuş.

Bunun üzerine tüccar feylesofa teşekkür etmiş ve: “Üstat sen neler yapar, nasıl geçinirsin? Bu kadar pratik bir zekân olduğuna göre varlıklı birisi olmalısın” diye sormuş. Feylesof da: “Ne yazık ki varlıklı değilim, bana ancak yetecek kadar bir gelirle yaşıyorum” demiş.

Bunu duyan tüccar yüzünü ekşitmiş ve: “Adam sen de. Bu kadar akıllısın, ama varlıklı değilsin. Senden hayır gelmez!” deyip-uzaklaşmış.

İşte böylesi bir hikâyeyi bize yıllardır eksik ve hatta yanlış yorumlarla aktardılar.  Peki, aslında hikâyede gizli olan hisseler nelerdir birlikte bakalım:

Kıssadan Hisseler

Birincisi, ben tüccarın bu feylesofa maddî ve teşekkür ifade eden herhangi bir bedel ödemek için “tilkilik” yaptığını ve mazeret üretip-kaçtığını düşünebilirim. Bu mümkün. Eğer niyeti bu idiyse, bu tavrıyla, ticareti ve hayatı adına, bu feylesoftan çok daha fazla şey öğrenme fırsatını da kaçırmış oldu.

İkincisi, aslında tüccar feylesoftan daha az zekî birisi değildir. Ama belki, zihni sürekli olarak hesap-kitapla meşgul olduğu için, heybelerle ilgili soruna odaklanamamıştır ve bu sebepten dolayı, söz konusu sıkıntılı durumun içinden de çıkamamıştır. Başka bir deyişle, dışardan ve odaklanmış bir şekilde bakan bir çift göze ihtiyaç duymaktaydı, fakat bu ihtiyacının farkında olmamıştır. Dolayısıyla başkalarından, özellikle uzmanlardan fikir almak bir insanın zekî veya akıllı olmadığınızı göstermez.

Üçüncüsü, feylesofun varlıklı olmaması, onun kendilerinine fikir verdiği kişilerin önemli bir kısmının, herhangi bir teşekkür hediyesi vermeden uzaklaşıp –gitmelerinden dolayıdır. Yani feylesofun suçu değildir. Çünkü o feylesoftur, pazarlamacı veya satıcı değildir. Bu durum, onun fikirlerinden şu ya da bu şekilde yararlananların, ama ona teşekkür etmeyi ve feylesofun hayatını kolaylaştırmayı ihmal edenlerin ele alması gereken bir konudur.

Soru: Tüccar Feylesoftan Yardım İstedi mi ki?

Dördüncüsü, hikâyemizi okurken şu soru akla gelmiş olabilir: Tüccar, feylesoftan yardım istemedi. Onun bu hâlini gören feylesof kendisi tüccara yardım etmeye karar verdi ve teşebbüs etti.  Yani tüccar talep etmediği bir yardım için neden teşekkür edip, söz gelimi buğdayından birazını feylesofa versin ki? Bu sorunun cevabını şöyle verebiliriz: Bu durumda feylesof, tüccarın sıkıntısına ilgisiz kalabilirdi, fakat fazla varlıklı olmadığı hâlde, başkalarının sorunlarına ilgisiz kalamayan birisi olması, bu tavrının feylesofun mizacının bir parçası bulunduğunu gösteriyor. Yani, sıkıntıdaki bir insanın durumuna ilgisiz kalmayı kendisine yediremiyor. Dolayısıyla, bu bir suç değil, aksine bir erdemdir. Ayrıca, feylesof, zaten tüccardan da bir şey de talep etmemiştir. Fakat tüccarın ondan edinmiş olduğu bilginin somut faydasını takdir etmesi ve feylesofa bir "jest" yapması gerekirdi. Feylesofun bir şey istemiş olup-olmaması esas konu değildir.

Beşincisi, hayatta öyle durumlar vardır ki, iki heybenin dengeli durmasından daha önemlidir, problemi deneyimleyen ve sıkıntı çeken kişi, söz konusu problemin farkında da olmayabilir. Bu durumda siz, o kişinin deneyimlediği problemini, onun neye sebep olduğunu veya sebep olduğu şeyi çözümünü göremeyen birisi için çözüm üretebileceğiniz hâlde “Nasılsa bana teşekkür etmeyecekler!” diye duruma el atmazsanız, artık başka bir insan olmaya başlarsınız! Yani kendi profil ayarlarınız kötüye doğru değişir! Bu değer üreten insanların bugün sıklıkla yüzleştiği inciti bir sorundur.

Hikâyemizdeki Tüccar Kimdir?

Hikayemizdeki tüccar, parayla henüz tanışmış, sinekten yağ çıkarmaya çalışan ve kendisine yararı olan insanları zenginleştirmek ve onlardan sürekli yararlanmak yerine onları bilerek veya bilmeyerek sömüren "tilki" tiptir. Bu profildeki kişiler, her zaman kötü niyetli değildirler. Genellikle, geçmişi olmayan, kültürü yerle bir edilmiş ve hayatla ilgili protokolleri-kodları-kuralları kaybolmuş ülkelerde sıklıkla görünen bir profildir. Bunlar kendilerini akıllı sanırlar. Söz gelimi, pahalı lokantalarda para savururken, bir işçinin veya eğitimcinin maaşından kısmaya çalışırlar. Bu şekilde para biriktirirler, yazlık vs. satın alırlar. Böyle birisi, oğluna araba almazsa, bunun oğlu üzerinde olumsuz psikolojik etkileri olacağını düşünür, ama bir öğretmenle öldüresiye pazarlık yaparken, oğlunun hocaya olan saygısının ve dolayısıyla onunla geçireceği eğitim sürecinin kalitesizleşeceğini fark edemez. Fakat elbette bütün varlıklı insanlar bu profile dahil değildirler. Yoksa bunca hayır işi ve girişim ortaya çıkmazdı. 

Para ve Değerler Dengesini kurmada Düşünürlerin ve Eğitimcilerin önemi

Protokolleri yitmiş olan bir ülkede, insanlar ancak bir düşünürden beslenerek, kaliteli ve sürekli bir eğitim sürecinin içinde zaman geçirerek olgunlaşırlar. İnsanların paraları ve değerleri arasında sağlıklı bir denge kurmalarında, kaliteli birer örnek olarak, sivil örgütlerden Hizmet Hareketini ve iş dünyasından da Network 21 Global Motivasyon Okulunu verebilirim. Bence bu türden organizasyonlar, eğitimleri ve yapılanmalarıyla, insanların para ve değerler yönetimi konusunda zihinsel ve pratik olarak olgunlaşmalarına büyük ölçüde katkıda bulunmaktadırlar.

Okura Not!

Yazımda yer almış bulunan hikâyeyi yeri geldiği zaman olduğu gibi anlatacaksanız, lütfen sonuna benim yorumlarımı da ekleyin! Ama Hikâyenin sonunu değiştirmeniz de mümkün. Meselâ tüccar, buğdayından birazını feylesofa verebilir ve onunla uzun bir sohbet ederek ondan yeni şeyler öğrenebilir!
----------------------
-------------------------

SAVAŞ ŞENEL KİTAPLARI

AZ ACILI VE KALICI İNGİLİZCE-YABANCI DİL ÖĞRENMEK İÇİN PÜF NOKTALARI
Kitabın Tanıtım Yazısı
Kitabın Facebook sayfası
Kitabı buradan satın alabilirsiniz: Kitapyurdu.com

(Kitabı İmzalı Edinmek İsterseniz Bize Yazınız: savassenel@gmail.com)

ÇAY SAATİ İÇİN HAFİF YAZILAR


(Kitabı İmzalı Edinmek İsterseniz Bize Yazınız: savassenel@gmail.com)




(Kitabı İmzalı Edinmek İsterseniz Bize Yazınız: savassenel@gmail.com)
-------------------

RADYO VE MAHCUBİYET

Hatırı sayılır bir süre radyoculuk yaptım. Yapmış olduğum programlardan birisi de, yaklaşık 8 ay süren bir gece programıydı. Program gece yarısı başlar sabah 4’e kadar sürerdi! Ben bu programda yabancı müzik yayını yapardım. Yayına verdiğim müzik çalışmalarını dikkatle seçmeye çalışırdım. Bu sayede müzik kültürüm çok genişlemişti. Çokça CD satın veya ödünç alır ve meselâ bir CD’den yayına vermek üzere sadece 1 şarkı seçtiğim olurdu. CD’ler kişisel koleksiyonum olduğu için, yayından sonra eve götürürdüm! Böylece benim programında duyduğunuz bir şarkıyı o radyoda başka bir programda duyamazdınız!... Yazının devamını okumak için tıklayınız.
----------------------
-------------------------

SAVAŞ ŞENEL KİTAPLARI

AZ ACILI VE KALICI İNGİLİZCE-YABANCI DİL ÖĞRENMEK İÇİN PÜF NOKTALARI
Kitabın Tanıtım Yazısı
Kitabın Facebook sayfası
Kitabı buradan satın alabilirsiniz: Kitapyurdu.com

(Kitabı İmzalı Edinmek İsterseniz Bize Yazınız: savassenel@gmail.com)

ÇAY SAATİ İÇİN HAFİF YAZILAR


(Kitabı İmzalı Edinmek İsterseniz Bize Yazınız: savassenel@gmail.com)




(Kitabı İmzalı Edinmek İsterseniz Bize Yazınız: savassenel@gmail.com)
-------------------

21 Eylül 2013 Cumartesi

‘BIRAKINIZ OKUSUNLAR, BIRAKINIZ SEYRETSİNLER"-Benimle Yapılmış Olan bir Röportaj (Medyatik Terapi)

 - İSTANBUL-ZAMAN 
Savaş Şenel, ‘medyatik terapi’ adını verdiği metotla gençlere farklı bir öneride bulunuyor. Ona göre, eğitimciler vermek istedikleri mesajı, bir film, bir roman üzerinden yaptıkları zaman daha akılda ve gönülde kalıcı oluyor. “Ben bir şiir kadar etkili olamam.” diyen yazar, edebî metinlerin yaraya şifa tarafının olduğunu düşünüyor. Röportajın devamını okumak için bu satırı tıklayınız.
----------------------
-------------------------

SAVAŞ ŞENEL KİTAPLARI

AZ ACILI VE KALICI İNGİLİZCE-YABANCI DİL ÖĞRENMEK İÇİN PÜF NOKTALARI
Kitabın Tanıtım Yazısı
Kitabın Facebook sayfası
Kitabı buradan satın alabilirsiniz: Kitapyurdu.com

(Kitabı İmzalı Edinmek İsterseniz Bize Yazınız: savassenel@gmail.com)

ÇAY SAATİ İÇİN HAFİF YAZILAR


(Kitabı İmzalı Edinmek İsterseniz Bize Yazınız: savassenel@gmail.com)




(Kitabı İmzalı Edinmek İsterseniz Bize Yazınız: savassenel@gmail.com)
-------------------

20 Eylül 2013 Cuma

BUGÜN


Bugün, bir yaşlıya yardım etmek, bir çocuğun gönlünü almak, öfkeli bir insanı yatıştırmak, birisini on dakika dinlemek, ailenizden birisiyle zaman geçirmek, hapşıran birisine "çok yaşayın" demek, yolda ağır bir şey taşıyan birisine veya istop etmiş bir arabayı itmek için sahibine yardım etmek, ailenizdeki-çevrenizdeki bir bayana iltifat etmek, bir turiste adres tarif etmek, ona çay kahve ikram etmek, otobüste ağlayan bir çocuğu teselli etmek, birisine yer vermek, kapıcınıza hediye vermek, çöplerimizi toplayanlara, çöpten kâğıt toplayan birisine hayırlı işler dilemek gibi, küçüklü-büyüklü ne yapabilirseniz yapma zamanıdır. Bu dünyaya yayılmış olan gerginliği azaltmaya katkıda bulunmak için, bir kişiyi bile bir an tebessüm ettirmek büyük hizmettir. Hiç bir şeyi küçük görmeyin. Bu tür şeylere hepimizin çok ihtiyacı var.
 -------
Bu yazıya eşlik eden melodiler: "Yalancı Bahar" Aşkın Nur Yengi, "Beni Bul Anne" Selda Bağcan
----------------------
-------------------------

SAVAŞ ŞENEL KİTAPLARI

AZ ACILI VE KALICI İNGİLİZCE-YABANCI DİL ÖĞRENMEK İÇİN PÜF NOKTALARI
Kitabın Tanıtım Yazısı
Kitabın Facebook sayfası
Kitabı buradan satın alabilirsiniz: Kitapyurdu.com

(Kitabı İmzalı Edinmek İsterseniz Bize Yazınız: savassenel@gmail.com)

ÇAY SAATİ İÇİN HAFİF YAZILAR


(Kitabı İmzalı Edinmek İsterseniz Bize Yazınız: savassenel@gmail.com)




(Kitabı İmzalı Edinmek İsterseniz Bize Yazınız: savassenel@gmail.com)
-------------------

5 Eylül 2013 Perşembe

Öğrenmeye kapalı olmak, bütün dertlerin kaynağı!




Bilmediğim çok şey var. Uzman olduğumu düşündüğüm alanlarda da kendimi güncellemem gerekiyor. Yeni konularda da öğrenmeye açık olmaya çalışırım. Oğlumdan bilgisayar programları hakkında bilgi edinirim. Bilgi kaynağım olan kişi veya kişiler, öğretme zenaatını tam bilmeseler de, ben oturumu yönetirim ve bilgileri muhatabımdan tane tane anlayabileceğim şekilde alırım.

Bir gün bir bilgisayar modeli hakkında bilgi almak istemiştim ve muhatabım bana "cigabit", "intel inside" vs. gibi terimlerle bilgi veriyordu. Ben elektroniğe tamamen yabancı değilsem de, onca terimi birden çözümleyemedim ve dedim ki: "Meselâ bana söz konusu hafızanın kaç film alabileceğini söylerseniz, daha iyi anlarım." Bunun üzerine muhatabım Emine S. Beder'in gramla değil de, bardakla yemek tarifi vermesi gibi, bana daha anlaşılabilir bir şekilde bilgi vermeye başladı!

İşin garip kısmı ise, öğrenmeye kapalı insan sayısının sandığımdan daha fazla olması. Yoksa bunca kaynak içinde neden insanlar çok hayatî konularda bilgisiz kalsınlar ki? Bize verilmiş olan "erkekler otomatik olarak, finansal zekaya sahiptirler", "bir erkek otomatik olarak kadınları anlar" veya "bir kadın kendi duygularının farkındadır" gibi telkinlerin de bunda etkisi var. Dolayısıyla söz gelimi, biz erkekler, kadınları daha iyi anlamamızı sağlayabilecek olan bir kitabı okumaya gerek görmüyoruz. 

Bir gün bir 40'lı yaşlardaki bir danışanıma eşine okuması üzere tavsiye etmesi için bir kitap adı vermiştim. Bu bayan eşine bu kitabı önermiş ve o da kitabı incelemiş ve basit bulmuş. Hâlbuki kitabı iyi analiz etseydi, kitap zaten ona kişilik tipinin her şeyi karmaşık hâle getirme ve olayları yalın görememe gibi eğilimleri olduğunu anlatacaktı. Kitap, aslında o okuru uyarmak istediği mükemmelcilik hastalığının kurbanı olmuştu! Aslında kurban vaziyetine giren taraf, kitap değildi. Çünkü kitap çok okunan bir kitap. Esas mağdur olan taraf, başarılı kişilik analizleri yapan bir kitabı okumaya değer görmek için, o kitapta quantum fiziğini anlatan bir kitabın derinliğini arayan kişiydi! 

Şu veya bu sebepten dolayı öğrenmeye kapalıyız. 

Öğrenmeye kapalı olmaktaki en büyük engellerden birisi de, sanırım, söz gelimi, bir insanın iyi bir kariyeri olması. Bir alanda başarılı olmamız, bize başka alanlarda da "otomatik olarak başarılı olacağımız hissini verebilir. Örnek: İyi bir sunucu veya radyo programcısı oldukları için, kendilerini aynı zamanda iyi bir yazar da sanan ve yazmış oldukları şeylerin ne anlama geldiklerini bir hafta sonra kendileri de anlamayan insanlar! İşin garibi, kendi alanlarında öğrenmeye açık, ama başka alanlarda aynı açıklığı göstermeyen pek çok insan var. 

Türkiye'de sorun öğrenmeye kapalı olmaktır. Yoksa "internet" denen icat, eksiğinizi ve aradığınız şeyi biliyorsanız, size neredeyse sonsuz sayıda kaynak sağlıyor. 

Öğrenmeyi öğrenmeliyiz. İyi bir baba, eş, anne olmanın bütün gereklerini bilemeyebiliriz. Bu elbette insanı rahatsız eder, ama esas üzücü olan şey, öğrenmemekte ve bu eksikleri gidermemekte ısrar etmektir. 
-------


Bu yazıya eşlik eden melodiler: Spy Game; Beirut, War Zone
----------------------
-------------------------

SAVAŞ ŞENEL KİTAPLARI

AZ ACILI VE KALICI İNGİLİZCE-YABANCI DİL ÖĞRENMEK İÇİN PÜF NOKTALARI
Kitabın Tanıtım Yazısı
Kitabın Facebook sayfası
Kitabı buradan satın alabilirsiniz: Kitapyurdu.com

(Kitabı İmzalı Edinmek İsterseniz Bize Yazınız: savassenel@gmail.com)

ÇAY SAATİ İÇİN HAFİF YAZILAR


(Kitabı İmzalı Edinmek İsterseniz Bize Yazınız: savassenel@gmail.com)




(Kitabı İmzalı Edinmek İsterseniz Bize Yazınız: savassenel@gmail.com)
-------------------

Gerçekten "Para Babası" olmak



Cep telefonumun hâlâ bilmediğim özellikleri var. Dokunmatik olduğu için konuşma sırasında kulağım ekrana dokununca, mod değiştiriyor ve meselâ konuşmayı beklemeye alıyor. Bir sürü özelliğini öğrenmek zorunda kaldım, çünkü söz gelimi bir gün bakıyorum, bana saatler boyu hiç kimse telefon etmiyor veya mesaj atmıyor. Meğerse bir yerine dokunmuşum ve telefon "uçak moduna" geçmiş. Yani bakınca açık görünüyor, ama aslında aramalara kapalı durumda. 

Lise son sınıf öğrencisiyken tanışmış olduğum bilgisayardan, daha sonra bir 10 yıl uzak kaldıktan sonra yeniden buluştum ve aşağı yukarı 20 yıldır bilgisayar ve bir o kadar zamandır da internet kullanıcısıyım. Öğrenmem ve başa çıkmam gereken teknik zorluklar sayısız. Bir keresinde "save" etme alışkanlığını daha tam edinemediğim için, büyük bir dokümanım silinip-gitmişti.  

Bu vermiş olduğum basit örnekler, sahip olunan şeyleri, anlama, kullanma ve yönetmekle ilgili. Yani hayatınıza dâhil olan her yeni mülkiyet, kendisini anlamanızı gerektiriyor. Güzellik, gençlik, ilişkiler vs. de buna dâhil. Dolayısıyla çok şeye sahip kişilere biraz da üzülürüm, çünkü çok şeye sahip olmak, çok ciddî bir mesai ister. Sahip olduğunuz mülkiyetleri iyi anlamanız, iyi kullanmanız ve iyi yönetmeniz gerekir. 

Aynı şekilde, para da öyle. Erkeklerin, biyolojik olarak baba olma özellikleri olsa da, gerçekten baba olmayı çocuk doğduktan sonra öğrendikleri söylenir. Doğan çocuğun biyolojik babası, sağlam bir aile yapısı içinde büyüdüyse zaten iyi örnekler görmüştür ve bir yandan da herkes, çocuğun babasına gerçekten baba olması için yardımcı olur. 

Para babalığı da öyledir. Para, herhangi bir şekilde insanı bulabilir. Yani aileden gelebilir, bir dalgaya tutunmuşsunuzdur ve dalga sizi yukarı çıkarıp, bir servete kavuşturabilir. Elinizde bulunan arsalar değer kazanmıştır vs. Yani bir alanda bilgili olmanız yeterli olabilir. 

Ama konu gerçekten para babası olmak ise, işte orda durun! Bu o kadar kolay değil. Çünkü ülkemizde bir kaç kuşaktan beri zengin olan insanların sayısı fazla değil. Dolayısıyla, "babalık yapıyorum" diye çocuklarını tokatlayan erkekler gördüğümüz gibi, "para babası" olmayı henüz öğrenemediği için, paradan ve sahip olduğu mülkiyetlerden sürekli tokat yiyen erkekler görüyoruz. 

Para sahiplerini, gerçekten para babası hâline getirmek mümkün. Bu nasıl olabilir? Bu derin mevzu. Bunu başaran mekanizmalar var. Bunları bir başka zaman konuşuruz!
-------


Bu yazıya eşlik eden melodiler: Dire Strait "Ride Across the River"
----------------------
-------------------------

SAVAŞ ŞENEL KİTAPLARI

AZ ACILI VE KALICI İNGİLİZCE-YABANCI DİL ÖĞRENMEK İÇİN PÜF NOKTALARI
Kitabın Tanıtım Yazısı
Kitabın Facebook sayfası
Kitabı buradan satın alabilirsiniz: Kitapyurdu.com

(Kitabı İmzalı Edinmek İsterseniz Bize Yazınız: savassenel@gmail.com)

ÇAY SAATİ İÇİN HAFİF YAZILAR


(Kitabı İmzalı Edinmek İsterseniz Bize Yazınız: savassenel@gmail.com)




(Kitabı İmzalı Edinmek İsterseniz Bize Yazınız: savassenel@gmail.com)
-------------------

3 Eylül 2013 Salı

Hediye ettiğim bazı kitapların akıbetleri



Bu akşam üzere eve dönerken, apartmanımızın önünde kağıt toplayan genç bir adam gördüm. Bizdeki gazetelerin onun işine yarayıp-yaramayacağını sormak için ona "merhaba" dedim. Gazeteleri memnuniyetle alabileceğini söyledi ve gülümseyerek elindeki kitapları gösterdi ve: "Abi şunlara bakın yepyeni kitapları çöpe atmışlar. Ben de bunlardan ilgimi çekenleri çantama ayırıyorum, akşamları okuyorum" dedi. Kitapları elime alıp merakla baktığım zaman, bunlardan ikisinin benim tercüme etmiş olduğum kitaplardan olduğunu gördüm! Bana ufak bir iyiliği dokunmuş olan ve kendisi de tercüme ile meşgul olan bir mahalleliye hediye ettiğim kitaplarım çöp kutusunu boylamışlardı! Kitapları delikanlıya geri verdim ve: "Güzel kitaplardır" dedim. 

Aynı şeyi üniversitede okutmanlık yaparken de yaşamıştım. İngilizce soru bankası kitabım çıkınca, diğer hoca arkadaşlarıma hediye etmiştim. Sonrasında bir kaç kitabı öyle yerlerde sürünürken görmüştüm! Hatta bir hocamız aynen yazdığım şekilde "Bana da para versinler, ben de yazarım! Ne var bunda?" demişti! Bir insanın 4500 adet İngilizce soru yazabilmesi için gerekli tek alt yapının para almak şeklinde özetlenmesi, devamında tepki vereceğim nitelikte bir yorum olmadığı için, ona bakıp-gülümsemekle yetinmiştim!

Sonraları, kendisine İngilizce dersleri vermiş olduğum bir avukat hanımdan ben de şu dersi aldım: Bir yazarın kitabını kitapçıdan alacaksınız ve kendisine nezaketle sunup, imzalamasını isteyeceksiniz. Ondan beridir, bir yazardan onun kendi kitabını kediye olarak almanın kıymetini bilen dostlarım dışında, hiç kimseye kendi kitabımı hediye etmiyorum veya herhangi bir kitabımı "bu benim kitabım" deyip kitabımı göstermiyorum!
-------


Bu yazıya eşlik eden melodiler: Aşkın Nur Yengi Şarkılar
----------------------
-------------------------

SAVAŞ ŞENEL KİTAPLARI

AZ ACILI VE KALICI İNGİLİZCE-YABANCI DİL ÖĞRENMEK İÇİN PÜF NOKTALARI
Kitabın Tanıtım Yazısı
Kitabın Facebook sayfası
Kitabı buradan satın alabilirsiniz: Kitapyurdu.com

(Kitabı İmzalı Edinmek İsterseniz Bize Yazınız: savassenel@gmail.com)

ÇAY SAATİ İÇİN HAFİF YAZILAR


(Kitabı İmzalı Edinmek İsterseniz Bize Yazınız: savassenel@gmail.com)




(Kitabı İmzalı Edinmek İsterseniz Bize Yazınız: savassenel@gmail.com)
-------------------