28 Haziran 2009 Pazar

Mihrabat Korusu’nu da gördüm ya!


Kısa bir süre önce İstanbul’un güzel yerlerinden birisini daha keşfetmek nasip oldu. Bloglarım (web sayfalarım) vasıtasıyla tanışmış olduğum iki değerli dost, beni Mihrabat Korusunda yemeğe davet ettiler.

Sürücü ehliyetim olmadığından, özel şoförüm olarak sıklıkla destek aldığım Şamil Beyle beni Üsküdar’dan alması konusunda anlaştık.

Yazının devamını okumak için bu satırları tıklayınız.

-----------------------

SAVAŞ ŞENEL KİTAPLARI

AZ ACILI VE KALICI İNGİLİZCE-YABANCI DİL ÖĞRENMEK İÇİN PÜF NOKTALARI
Kitabın Tanıtım Yazısı
Kitabın Facebook sayfası
Kitabı buradan satın alabilirsiniz: Kitapyurdu.com

(Kitabı İmzalı Edinmek İsterseniz Bize Yazınız: savassenel@gmail.com)

ÇAY SAATİ İÇİN HAFİF YAZILAR


(Kitabı İmzalı Edinmek İsterseniz Bize Yazınız: savassenel@gmail.com)




(Kitabı İmzalı Edinmek İsterseniz Bize Yazınız: savassenel@gmail.com)
-------------------

24 Haziran 2009 Çarşamba

Ne Yapsam, Kaçsam mı Buralardan?


Bu aralar yurt dışındaki bir arkadaşımla teknolojinin marifetiyle internet üzerinden konuşurken, onun yüzünde gördüğüm neşe bana kendi gezilerimi hatırlattı. Bir an, havaalanlarında uçağın kalkış saatini beklediğim, yabancı kentlerdeki kafelerde sabahlara kadar yazdığım günleri hatırladım.

Bu aralar biraz yorgunum.

Mesela, Paris’te kahve içerken Fransızca çalışmak, Berlin’deki o loş kafede yazmak, Nürnberg’te, Türkiye’den-İstanbul’dan geldiğimi öğrendiklerinde bana daha bir yakın davranan gurbetçilerle sohbetlere dalmak, Hamburg’ta limanda açılan sabah pazarını dolaşmak, Brüksel’de waffel satan Filistinliyle laflamak, biraz olsun zihnimi dağıtır ve beni dinlendirirdi.


Belki de Çin’e-Şenzen’de kalmış olduğum o, eve benzeyen otelde güvenlik görevlileriyle bir kez daha sabahlara kadar Çince konuşmaya çalışıp karşılıklı gülüşmeliyiz! Veya Hong Kong’ta kaybolmalıyım ve adres sormakla geçen bir iki saatten sonra oteli bulmalıyım. Belki de Bad Hasburg’taki üzgün Türklerle sohbet etmeliyim.

Belki de karlı bir gece vakti Pekin’e yakın ve bilmediğimiz yerdeki ıssız yolda patenaj yapan koca bir mersedesi neşeyle itmeliyim! Ertesi gün, uçaktan inerken almış olduğum 10-15 tane Skylife dergisini yeni tanıştığım kişilere vermeliyim.

Katar havaalanında ayakkabılarımı çıkarıp rahatça dolaşmalıyım. Malezya’da otelden çıkıp sabaha kadar açık olan o geniş kafede çay içip kitap okumalı veya bir şeyler karalamalıyım. Şangay’da otelin lobisinde canlı piyano konserini dinlerken porselen demlikte çay içmeliyim. Bu sırada yağmur yağıyor olmalı ve ben ara-sıra başımı kaldırdığımda arka bahçeye bakan geniş camdan yağmurun yeşil bahçe bitkilerini nasıl yıkadığını görmeliyim. Sonra yine yazmakta olduğum şeye dalmalıyım.

Malezya’da sabah üçte internet kafeden dönerken rastladığım ve bir direğin etrafında durmadan dönen adamı yeniden görüp, daha önce yapmadığım şeyi yapmalı, yani ona neden böyle dönüp-durduğunu sormalıyım.

Singapur’da bizi yersiz bir şekilde gözaltına alan polislere bana istemiş olduğum bir bardak suyu getirmedikleri için sitem etmeliyim. Lavaboya iki polis eşliğinde giderken gülümsemeli ve 3 saat bekletilmemizin sonunda cezamızın 15 dolar olduğunu öğrenince sesli bir şekilde gülmeliyim!

Dubai’de bizden gereğinden fazla para alan taksi şoförüne sitem etmeliyim. Sıcak günün ortasında çeşit çeşit ve soğuk meyve sularının tadına bakmalıyım.

Sonra yeniden Üsküdar’a dönüp bu eski ve kalender semtin sanki değişmemiş olduğunu düşünmeliyim ve sonra balkonuma kurulup, şu anda yapmakta olduğum gibi yazmalıyım.

İyi olurdu, güzel olurdu, değil mi?

-----------------------

SAVAŞ ŞENEL KİTAPLARI

AZ ACILI VE KALICI İNGİLİZCE-YABANCI DİL ÖĞRENMEK İÇİN PÜF NOKTALARI
Kitabın Tanıtım Yazısı
Kitabın Facebook sayfası
Kitabı buradan satın alabilirsiniz: Kitapyurdu.com

(Kitabı İmzalı Edinmek İsterseniz Bize Yazınız: savassenel@gmail.com)

ÇAY SAATİ İÇİN HAFİF YAZILAR


(Kitabı İmzalı Edinmek İsterseniz Bize Yazınız: savassenel@gmail.com)




(Kitabı İmzalı Edinmek İsterseniz Bize Yazınız: savassenel@gmail.com)
-------------------

21 Haziran 2009 Pazar

Neler Gördünüz, Neler yaşadınız da Hayata Bu Kadar Çabuk Doydunuz?


Geçenlerde bir öğrenci adayıyla konuşuyorduk. İngilizce öğrenmek istiyordu. 20 yaşlarındaki bu delikanlıya bazı sorular sordum ve aslında bu konuda hiç de istekli olmadığının farkına vardım. Üstelik o ana kadar, bırakın İngilizce ile ilgili, hayatla ilgili hiçbir hayalini keşfedememiştim ve bu beni üzmüştü. En sonunda ona ders vermemeye karar vermiştim. Ama arada başka birisi vardı ve onu da kırmak istemiyordum.

Yazının devamını okumak için bu satırları tıklayınız.

-----------------------

SAVAŞ ŞENEL KİTAPLARI

AZ ACILI VE KALICI İNGİLİZCE-YABANCI DİL ÖĞRENMEK İÇİN PÜF NOKTALARI
Kitabın Tanıtım Yazısı
Kitabın Facebook sayfası
Kitabı buradan satın alabilirsiniz: Kitapyurdu.com

(Kitabı İmzalı Edinmek İsterseniz Bize Yazınız: savassenel@gmail.com)

ÇAY SAATİ İÇİN HAFİF YAZILAR


(Kitabı İmzalı Edinmek İsterseniz Bize Yazınız: savassenel@gmail.com)




(Kitabı İmzalı Edinmek İsterseniz Bize Yazınız: savassenel@gmail.com)
-------------------

Kıskanmayı Sevmiyorum; Gıpta Etmek Daha Güzel


Kıskanmanın getirdiği ruh hâlini bir lise öğrencisiyken tanımıştım. Bana bu kadar acı veren, bu denli incitici ve bu kadar itici bir duyguyu daha tanımadım!

Benim yanımda olmadığı için, bir başkasının mutluluğunu kıskanıyordum! Ve bu durumda olmak, beni ayrıca incitiyordu!

Gençliğe yeni ayak basmıştım ve aldığım ilk derslerden birisi, bir insanı veya sizde olmayan bir vasfı kıskanıyor olmanın insana nasıl sefil bir duygu yaşatabildiği olmuştur.

-----------------------

SAVAŞ ŞENEL KİTAPLARI

AZ ACILI VE KALICI İNGİLİZCE-YABANCI DİL ÖĞRENMEK İÇİN PÜF NOKTALARI
Kitabın Tanıtım Yazısı
Kitabın Facebook sayfası
Kitabı buradan satın alabilirsiniz: Kitapyurdu.com

(Kitabı İmzalı Edinmek İsterseniz Bize Yazınız: savassenel@gmail.com)

ÇAY SAATİ İÇİN HAFİF YAZILAR


(Kitabı İmzalı Edinmek İsterseniz Bize Yazınız: savassenel@gmail.com)




(Kitabı İmzalı Edinmek İsterseniz Bize Yazınız: savassenel@gmail.com)
-------------------

İnsanlar Sizi Çok mu Seviyorlar?


İnsanlar sizi sevdiklerini ve sohbetinizden hoşlandıklarını mı söylüyorlar? Bunun güzel bir şey olduğunu söylemeye gerek bile yok. Fakat zamanla bazı insanların sizi sadece sevdiklerini, ama tavsiye ettiğiniz kitapları okumadıklarının ve tavsiye ettiğiniz filmleri seyretmediklerinin farkına vardığınızda ne yapardınız?

Bu durumda sizi küçük bir hayal kırıklığı bekler. Onların hayatlarına olumlu bir anlamda bulunmak amacıyla büyük bir hevesle önerdiğiniz filmlerin ve kitapların onlarda merak uyandırmadığını görmek can sıkıcıdır. Elbette sevdiklerimiz, bizim onlara tavsiye ettiğimiz her şeyi yapmayacaklardır. Böyle bir beklenti gerçekçi değildir. Bununla birlikte “ağzı açık” sizi dinleyen bazı dostlarınızın onlara tavsiye ettiğiniz 20 kitaptan birini bile okumaması acaba ne anlama gelir?

Bunun birçok sebebi olabilir. Belki sadece, sizin ses tonunuzdan hoşlanıyorlardır. Sesiniz onlara müzik gibi geliyordur ve sizi dinlemeleri içerikle ilgili değildir! Belki de size inanmıyorlardır. Sizi kendilerince olmanız gereken yerde görmeyip, “okumak bu kadar iyi bir şey olsaydı önce o yararını görürdü!” şeklinde düşünüyorlardır. Bunların yanında belki de “şifahî kültür” bağımlısı olmuşlardır. Kaynaklara ulaşıp almak yerine güvendikleri insanları dinleyip onlardan öğrenmek daha güvenli ve daha kolay geliyordur. Kim bilir?

Belki de siz yanlış insanlarla muhatap oluyorsunuzdur. Besleyerek sizden kurtarmak istediğiniz, kaynaklara ulaştırmak istediğiniz insanlardan çok şey bekliyorsunuzdur. Onların sorunlarından şikâyet etmelerini gereğinden fazla ciddiye alıyorsunuzdur. Onlar sosyal varlıklarını belki de böyle hissediyorlardır. Aslında aradıkları şey belki de sorunlarını gerçekten çözmek değildir. “Ben de bu dünyadayım, acı çekiyorum ve var oluşumu en iyi idrak ettiğim tavır budur!” diyorlardır. Öyleyse bu durumu iyi çözümlemekte yarar var diye düşünüyorum.

Ben özgürlüğünü okumakla ve kaynaklara ulaşmakla bulmuş bir insanım. Dolayısıyla insanları özgürleştirmenin yolu olarak da bunu kullanmak istiyorum. Benimle tanışan insanların kitaplarla da tanışmalarını arzu ediyorum. Beni esirim olmasınlar, ideallerinin, kitapların, filmlerin esirleri olsunlar istiyorum. Belki de veya belli ki bazılarından çok şey istiyorum.

İstemeye devam edeceğim. Saygı duydukları ve değer verdikleri insanları dinlesinler. Ben de saygı duyduğum ve değer verdiğim insanları dinliyorum ve bu da çok hoşuma gidiyor. Ama onların okumamı, dinlememi veya seyretmemi istedikleriyle daha çok ilgileniyorum veya ilgilendiğimi sanıyorum.

Keşke bilgi almadan yaşamak, gerçekten istediğimiz hayatı getirseydi. Ama getirmiyor! Getirdiğini düşünseniz de, belki de istediğiniz hayat o değil. Okumaksızın ne kadar seçenek görebiliriz ki?

Sizden tek bir isteğim var. Eğer iki şeyden birini ihmal etmeniz gerekiyorsa, eğer günlük programınız ikisini birden hatırlamaya uygun değilse, beni unutun ama okumayı hatırlayın. Olmaz mı?

Bu, benim için sorun olmaz, çünkü okumaya devam etiğiniz sürece, nasılsa beni daha çok anlayacak ve daha çok hatırlayacaksınız!

-----------------------

SAVAŞ ŞENEL KİTAPLARI

AZ ACILI VE KALICI İNGİLİZCE-YABANCI DİL ÖĞRENMEK İÇİN PÜF NOKTALARI
Kitabın Tanıtım Yazısı
Kitabın Facebook sayfası
Kitabı buradan satın alabilirsiniz: Kitapyurdu.com

(Kitabı İmzalı Edinmek İsterseniz Bize Yazınız: savassenel@gmail.com)

ÇAY SAATİ İÇİN HAFİF YAZILAR


(Kitabı İmzalı Edinmek İsterseniz Bize Yazınız: savassenel@gmail.com)




(Kitabı İmzalı Edinmek İsterseniz Bize Yazınız: savassenel@gmail.com)
-------------------

20 Haziran 2009 Cumartesi

Âşık Olmak mı, Yoksa Müşfik Olmak mı Daha Zor?


Uzun zamandır “âşk” ve “şefkat” üzerine yazmak istiyordum. Derken bugün “ertelediğim yeter deyip” yazmaya başladım.

“Aşk” kıskançtır; yapısı doğası budur; öyle de olmalıdır. Âşıksanız, sevdiğiniz kişinin başkasının yanındayken tebessüm etmesi bile size acı verir. Sevgi bahsinde bir kişiye âşık olmalısınız ve mümkünse yanınızdaki birisi olmalı. Ben bu acı deneyimi yaşamamak için, önce söz konusu kişiyi buldum, sonra da ona âşık oldum diyebilirim!

-->Çünkü tersi bir durumu daha önce yaşamıştım ve yeniden kaldıramazdım! Bu arada, birisiyle sadece aşık olduğunuz için evlenmeyin; kişide ve ilişkide diğer bazı vasıfları da arayın!

Şefkat ise, sevecen ve dolayısıyla paylaşımcıdır. Müşfikseniz, kıskanmazsınız; şefkat duyup sevdiğiniz kişiler nerde ve kiminle mutlu olurlarsa-olsunlar, siz de mutlu olursunuz. Bu müşfik olmanın en güzel yanıdır. Bazen, şefkat duygusunun aşka özendiği de olur. Sonu yoksa, buna izin vermeyin derim. Bu konuda dikkatli olmanızı öneririm. Âşık olduğunuz ve yanınızda olan kişiye karşı aynı zamanda müşfik de olmalısınız. Ama müşfik olduğunuz herkese âşık olmanız gerekmiyor ve zaten mümkün de değildir.

Şefkat duygusunun aşktan bir farkı da şudur: İnsan belli bir zamanda, bence, sadece bir kişiye âşık olur; aynı zamanda iki kişiye birden de âşık olduğunu düşünüyorsa, bence bu duygulardan sadece birisi aşk, diğeriyse yoğun bir sevgidir. Yoğun sevginiz yanınızdaki kişiden, aşk sandığınız şeyse başka birisinden yanaymış gibi duruyorsa, siz emek vermiş olduğunuz sevginize odaklanıp, onu yeniden aşka dönüştürün derim.

Âşık olmanın müşfik olmaktan diğer bir farkı da şudur: Âşık kişi, âşık olduğu kişinin kendi yanında ve mutlu olduğunu görünce bütün dertleri –sanki- biter; dünyaya karşı kapanabilir. Ama müşfikseniz, aynı anda çok fazla sayıda kişiye karşı müşfik olabildiğiniz, yani şefkat duygusuyla bağlı olduğunuz için derdiniz bitmez. Çünkü şefkatle bağlı olduğunuz kişilerden birisi hayatın içinde neşeliyken, illa ki bir diğeri üzgündür. Yani müşfik birisi için her zaman üzülecek bir şey vardır.

Bir yandan da salt aşk, gelişimi öldürebilir. Tarihe geçebilirsiniz, ama sınıfı geçemeyebilirsiniz! Aşkınız yanınızdaysa, zaten her şey size mükemmel gelir; bu duygu sizi aldatabilir ve gelişimize engel olabilir. Ama insanlara karşı şefkat duyuyorsanız, onlara yardımcı olmak için onların ve kendinizin gelişimini önemser hâle gelirsiniz.

Sonuç olarak aşk da şefkat de, hayat için gereklidir ve birisi diğerinden kötü değildir. Ama ben şefkati daha doğurgan ve paylaşımcı buluyorum ve öyledir de.

Buradan yola çıkarak, kendisine bunca öğrenci, okur, dost, arkadaş ve güzel aile hediye edilmiş birisi hangi meşrebe yakışır? Aşk meşrebine dâhil olup acı ve kıskançlıkla mı yaşasın? Yoksa şefkat meşrebine dâhil olup, sevinçlerini ve hüzünlerini kalabalık mı yaşasın?

Biliyorum duygulu yazılar yazıp, aşktan dem vurmak beni daha meşhur ve bilinir
yapardı! Ama şöhret bana gelecekse, beni kendi yolumda bulsun istiyorum.

Herhangi bir şekilde şöhret olanların hayatı, kendi istedikleri gibi değil, onların dışında ve herhangi bir şekilde sürüyor!

Sayın okuyucu, ben şefkat meşrebindenim! Sana karşı hep şefkat duyacağım. Bu duygumun aşka dönüşmesine de izin vermeyeceğim.

Tamam, hüzünlerin benim de hüzünlerim olacaklar, ama sevinçlerin de benim sevinçlerim olacaklar.

Yakışır mı bana başkalarının sevinçlerini kıskanmak?
-----------------------

SAVAŞ ŞENEL KİTAPLARI

AZ ACILI VE KALICI İNGİLİZCE-YABANCI DİL ÖĞRENMEK İÇİN PÜF NOKTALARI
Kitabın Tanıtım Yazısı
Kitabın Facebook sayfası
Kitabı buradan satın alabilirsiniz: Kitapyurdu.com

(Kitabı İmzalı Edinmek İsterseniz Bize Yazınız: savassenel@gmail.com)

ÇAY SAATİ İÇİN HAFİF YAZILAR


(Kitabı İmzalı Edinmek İsterseniz Bize Yazınız: savassenel@gmail.com)




(Kitabı İmzalı Edinmek İsterseniz Bize Yazınız: savassenel@gmail.com)
-------------------

Ortayaş krizine girdim, ama nasıl girdim?


Geçenlerde bir dizi seyrederken, o bölümde ortayaş krizinin konu olarak seçildiğini görünce, bu konuda biraz araştırma yaptım. Sonuç olarak bu yaşlarda bir telaş olduğunu ve bu konu etrafında bayağı yazılıp-çizilmiş olduğunu anladım.

Ortayaş krizinin batı toplumlarındaki erkeklerdeki belirtileri şunlarmış: Daha iyi giyinmek, spor yapmak, daha genç görünmeye çalışmak, kadınların ve özellikle genç kadınların ilgisini çekme konusunda çabalamak, geçmişe dair yapılan muhasebeler ve yer yer duyulan pişmanlıklar.

Sonra bu isteye göre kendi hayatımı kontrol ettiğimde bazı sonuçlara ulaştım:

Eşim ve Bir kaç dostum ısrarla uyarana kadar, daha iyi giyinmek aklıma gelmedi. Sanırım bunun sebebi dikkat çekmeme çabası. Çünkü kalabalıklarda seçilmeyi pek sevmedim. Bunu bir “erdem” olarak söylemiyorum. Galiba, daha çok, sonradan fark edilen birisi olmayı sevmişimdir. Ama dostlarımın zoruyla sanırım bir şeyler değişecek! Yine de bu değişimin beni rahatsız edeceğini söyleyeyim.

Daha genç görünmeye de çalışmıyorum! Aslında ben kendimi bildim-bileli kendimi hep bir çocuk gibi hissettim. Ama konuya takvim yaşı ve
fiziksel görünüş açısından bakarsak, göründüğünden ve olduğundan genç görünmeye çalışmak, bana hep komik bir çaba olarak gelmiştir. Sahip olduğum yaşı göstermeyi seviyorum. Çünkü bu yaşa gelmek için çok çalıştım! Evet, yorgun, çökmüş veya kilolu vs görünmek istemem. Bu sebeple de kilo vermem lazım! Ama birisi bana baktığında 42 yaşında olduğumu anlamalı.

Bayanlara gelince: Hayata biz erkeklerden daha farklı baktıkları bir gerçektir ve bence çok da güzel bir gerçektir. Onların yazılarımda daha farklı şeyler bulduklarını da düşünürüm. Bütün bunların yanında kadınlarla ilgili olarak “hayattan öğrendiğim bir şey var”: Sevgi bahsinde çok ciddîdirler: Derin bir şekilde severler, bağlanırlar ve bu konuda şaka kaldırmazlar. Yani “ortayaş krizine girdim” diye gidip eğleneceğiniz veya zaman geçireceğiniz kişiler olamazlar. Bunu yaparsanız, ortayaş kriziyle ağlama krizleri arasında gidip gelirsiniz! Denemesi bedava diyemiyorum, çünkü bedava değil!

Ortayaş krizi yaşamakta olan erkekler, kendilerinden daha genç bayanlarla ilgilenmeye başlarlarmış. Ben hayatım boyunca genç bayanlarla ve genç erkeklerle çalıştım. Onları iyi tanıyorum. Dünyalarının, hayallerinin ve hayata bakışlarının ne kadar kırılgan olduğunu biliyorum.

Öğrencileriyle, yazılarıyla, okurlarıyla, ailesiyle ve bir sürü sayamadığı güzel şeyle ortayaşa gelmiş birisinin, bambaşka ve daha genç birisinin kırılgan ve yeni yetme hayatından pay istemesi bana hüzünlü geliyor! Siz bir an cesaret edip böyle bir payı istediniz diyelim: Muhatabınız bu payı vermezse, haddinizi aştığınızı acı bir şekilde öğreneceksiniz. Size bu payı verdiğini düşünün: Yeni bir hayata eski bir hayatı veya eski bir hayata yeni bir hayatı nasıl ekleyeceksiniz? Bence en iyi seçim, varsa duygusal dalgalanmaları gözlemci gibi gülümseyerek-seyredip bu dalgalanmaların dinmelerini sağlamak ve
gençlerin hayatlarında sadece bir mentor-danışman olarak yer almaktır.

Ortayaşlarda artan muhasebeye ve ortaya çıkan pişmanlıklara gelince: Evet geçmişe dair ciddî bir muhasebem var; elbette daha iyi olabilirdi. Mesela 17 yıl önce Çin'e gittiğimde Çince öğrenmeye karar vermiştim ve bu kararıma uymadım! Devam etmiş olsaydım, ne kadar güzel olurdu! Bununla birlikte öğretmenlik mesleğinin hayatıma getirdiği ve kattığı büyük bir anlam var ve sanki boşlukları dolduruyor.

Peki ortayaşla gelen başka neler var:

Geçmişte üzmüş olduğum kişilere; akrabalarıma, arkadaşlarıma, öğrencilerime vs karşı büyük bir mahcubiyet duygusu, yazma arzusu, sevdiklerime ve sevenlerime karşı daha ciddî bir farkındalık taşıma isteği, kırgınları azaltma çabası, istediklerimi gerçekleştirmek için daha güçlü finans kaynaklarına sahip olma çabası vs ve insanlara karşı beslenen ve gittikçe derinleşen bir agâh-uyanık olma hâliyle birlikte, yine insanlara karşı gittikçe derinleşen ve aklı başında bir şefkat!

Ortayaş krizine mi girmek istiyorsunuz. Benim tarzı deneyin!

-----------------------

SAVAŞ ŞENEL KİTAPLARI

AZ ACILI VE KALICI İNGİLİZCE-YABANCI DİL ÖĞRENMEK İÇİN PÜF NOKTALARI
Kitabın Tanıtım Yazısı
Kitabın Facebook sayfası
Kitabı buradan satın alabilirsiniz: Kitapyurdu.com

(Kitabı İmzalı Edinmek İsterseniz Bize Yazınız: savassenel@gmail.com)

ÇAY SAATİ İÇİN HAFİF YAZILAR


(Kitabı İmzalı Edinmek İsterseniz Bize Yazınız: savassenel@gmail.com)




(Kitabı İmzalı Edinmek İsterseniz Bize Yazınız: savassenel@gmail.com)
-------------------

19 Haziran 2009 Cuma

Neden her yazımda mutlaka iyimserlik vardır? (Web yazarlarının göz ardı etmemesi gereken önemli bir uyarı)


Bütün yazılarımda, üzerinde yıllardır çalışılmış bir iyimserlik vardır. İyimserliği saflıkla veya aptal olmakla karıştıran kişiler için çok özel yazılarım bulunmaktadır! Kitabımı veya bloglarımı incelediyseniz, bunu görmüşsünüzdür veya bundan sonra göreceksiniz.

Peki neden iyimserlik en üzgün yazılarımda bile yer alır?
Birinci sebep, benim gerçekten iyimser olmamdır.

İkinci sebepse teknik bir konudur:

Ben bir web yazarıyım, yani yazılarımı öncelikle internette yayınlıyorum. Yani, okur veya araştırmacı arama motorlarından bir konu veya kavram aradığında, benim bütün yazılarıma değil, ilgili yazıma ulaşıyor. İnternet kullanıcısı meşgul dalgın ve aceleci olabiliyor; dolayısıyla benim diğer yazılarıma bakmaya zamanı olmayabilir. Hâl böyle olunca, beni sadece bir yazımla değerlendirme durumunu yaşayabilir. Kendisi bunu yapmayı planlamasa bile zihin veya kalp bunu sıklıkla yapar.


Ben genellikle iyimser olduğum hâlde, okurun veya araştırmacının karşısına arama motorundan çıkan yazımın, üzgün ve sitem dolu bir yazı olduğunu düşünelim: Okur bu yazıdaki havanın, benim hayata karşı takındığım genel tavrımı yansıttığını düşünebilir ve dolayısıyla onu yanıltmış olurum. Belki de benim yazımı, kendisinin hayata karşı beslediği küskünlüğe bir destek yapar ve ben de aslında hiç istemediğim hâlde, bir başkasının kötümserliğini veya üzüntüsünü arttırmış olurum.
Özellikle genç bir okurun böyle hissetmesi beni daha da rahatsız eder. Çünkü gençler, özellikle kırılgan bir neşeye sahipler ve neşeleri hemen melankoliye dönüşebiliyor. Bunda eğitim sisteminin veya ailelerinde gördükleri ve sıklıkla abartılı olan “korumacı” tavrın büyük bir rolü vardır.

Okurun elinde bir kitap olsa, hem hüzünlü hem neşeli yazılarımı görür ve genel tavrımın iyimser olduğunun farkına varabilir. Ama internette bütün yazılarımı görme imkânı olmayabilir. Kitabın sahip olduğu, ama internette bulunmayan bir güzellik de budur: Bir yazarın kitabında, onun genel tavrını daha kolay bir şekilde görebilirsiniz.

Dolayısıyla benim her yazımda iyimserliğimden bir parça vardır.

Benim her hangi yazımla başbaşa kalmış olan birisini, aynı zamanda umutsuzluk ve hüzünle baş başa bırakmayı istemem. Ben gece mışıl mışıl uyurken, yazılarımı okuyan birisinin hayallerinin yıkılmasına sebep olmak veya bu konuda ona yardımcı olma ihtimali beni rahatsız eder.

Evet yazının görünen desenleri üzüntü veya sitem olabilir, ama fonda çözümlerle dolu olduğuna inandığım bir dünya
ve iyimserlik vardır.
-----------------------

SAVAŞ ŞENEL KİTAPLARI

AZ ACILI VE KALICI İNGİLİZCE-YABANCI DİL ÖĞRENMEK İÇİN PÜF NOKTALARI
Kitabın Tanıtım Yazısı
Kitabın Facebook sayfası
Kitabı buradan satın alabilirsiniz: Kitapyurdu.com

(Kitabı İmzalı Edinmek İsterseniz Bize Yazınız: savassenel@gmail.com)

ÇAY SAATİ İÇİN HAFİF YAZILAR


(Kitabı İmzalı Edinmek İsterseniz Bize Yazınız: savassenel@gmail.com)




(Kitabı İmzalı Edinmek İsterseniz Bize Yazınız: savassenel@gmail.com)
-------------------